Bu içeriği paylaşın:
Antalya’nın uluslararası turizm destinasyonu Manavgat, bu kez kapılarını büyüleyici bir kültür ve sanat etkinliği için araladı. Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu’nun asırlık saray motiflerini taşıyan eşsiz seramik eserler, Türkiye’nin en önemli arkeolojik ve tarihi mekanlarından biri olan Side Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu. Geleneksel Türk çini sanatını özgün ve modern yorumlarla günümüze taşıyan bu özel seçki, açıldığı ilk günden itibaren hem yerli sanatseverlerden hem de bölgede bulunan yabancı turistlerden yoğun ilgi gördü.
Aylar Süren Titiz Çalışma Çini Objelerde Hayat Buldu
Kültürel mirasın sanat aracılığıyla yaşatılmasına ve gelecek nesillere aktarılmasına büyük katkı sunan sergi, tarih ve sanatı Side’nin büyüleyici atmosferinde bir araya getirdi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı geleneksel miras taşıyıcısı ve çini sanatçısı Şule Melek Sircan Tüter ile onun gözetiminde yetişen 6 yetenekli sanatçı, bu sergi için aylar süren titiz bir hazırlık süreci geçirdi. Tarihi kaynaklar incelenerek aslına uygun olarak seçilen motifler, çini fırınlarından geçerek tabaklara, vazolara ve özel tasarım objelere adeta ilmek ilmek işlendi.

13. ve 16. Yüzyılın Saray İhtişamı ve Sultanların Masaları
Serginin ana konseptini, tarihe yön veren Selçuklu sultanları ve Osmanlı padişahlarının zarafet dolu sofra kültürü oluşturuyor. Ziyaretçileri adeta bir zaman yolculuğuna çıkaran sergide şu detaylar öne çıkıyor:
Sergide ziyaretçileri adeta bir zaman yolculuğuna çıkaran en dikkat çekici unsur, 13. ve 16. yüzyıl saraylarının zarafet dolu sofra kültürünün yeniden canlandırılması oldu. Anadolu Selçuklu Devleti’nin efsanevi sultanları Alaeddin Keykubad ve Gıyaseddin Keyhüsrev’in dönemine ait özgün motiflerle bezeli sofralar büyük beğeni toplarken, Osmanlı İmparatorluğu’nun zirve dönemlerini yansıtan Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan ve Nurbanu Sultan’a atfedilen saray sofraları da eşsiz yorumlarıyla göz kamaştırdı. Osmanlı denizcilik tarihinin unutulmaz ismi Barbaros Hayrettin Paşa anısına özel olarak hazırlanan kalyon motifli masalar serginin en çok fotoğraflanan eserleri arasında yer alırken; Türk çini sanatının vazgeçilmezi olan lale, penç, nar ve karanfil gibi klasik motiflerin uyumu göz doldurdu. Özellikle Fatih Sultan Mehmet Han sofrasında gücü ve ölümsüzlüğü simgeleyen selvi ağacı motifinin ön plana çıkarılması, sergiye derin bir anlam ve estetik zenginlik kattı.

“Amacımız Bu Kadim Medeniyetin Sanatını Tüm Dünyaya Tanıtmak”
Yaklaşık 30 yıldır çini sanatına emek veren ve kendisi de bir Sideli olan usta sanatçı Şule Melek Sircan Tüter, serginin misyonunu şu sözlerle aktardı:

“Manavgat’ta yaşıyorum ve aslen Sidelyim. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı miras taşıyıcısı çini sanatçısı olarak, yabancılara kültürümüzü tanıtmak, Osmanlı saray ve sofra sanatını anlatmak en büyük gayemiz oldu. 13. yüzyılla 16. yüzyıl arasındaki çini motiflerini günümüze uyarladık. Her sofranın bir hikayesi var ve her sofra bir sultana atfedilerek hazırlandı. Amacım bu kadim medeniyeti, bu sanatı bütün dünyaya tanıtmak, sevdirmek ve geçmişimizle olan bağımızı güçlendirerek geleceğe taşımaktır.”

Side’yi Ziyaret Eden Yabancı Turistler Hayran Kaldı
Tarihi mekânın büyüleyici atmosferinde sergilenen eserler, yerli sanatseverler kadar bölgeyi ziyaret eden yabancı turistlerden de büyük övgü aldı. Sergiyi gezen yerli ziyaretçiler, tarih ve sanatın harika bir şekilde harmanlandığı bu özel seçki karşısında gurur ve duygusal anlar yaşadıklarını dile getirdi.
Almanya’dan gelen sanatseverler ise çini objelerdeki detaylara hayran kaldıklarını belirterek, asırlık tarihi resimlerden ilham alan bu motiflerin porselen yüzeylere kusursuzca aktarılmasını büyüleyici bulduklarını ifade etti. Eserlerin renk tasarımlarının kültürü en iyi şekilde yansıttığını vurgulayan Alman konuklar, parçaların adeta yüzlerce yıl önce saraylarda nasıl kullanıldıysa aynen öyle göründüğünü belirtti.
Antik Side tarihini incelemek üzere Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen bir başka ziyaretçi de sergilenen sultan sofraları karşısında büyülendiğini gizleyemedi. 16. yüzyıl Osmanlı sultanlarından ilham alan mavi, beyaz ve altın sarısı süslü çalışmaların çok etkileyici olduğunu söyleyen Amerikalı turist, bu asil renklerin o dönem Topkapı Sarayı’ndaki ihtişamını Side’de hissetmenin benzersiz bir deneyim olduğunu dile getirdi.

Geçmişle günümüz arasında estetik bir sanat köprüsü kuran bu özel seçki, tarihi mekânların büyüleyici atmosferinde Türk tarihini ve kültürünü dünyaya tanıtmaya devam edecek.














